« Önceki |

13.2.2009

sevgililer gününde evliliğe dair

Yarın sevgililer günü malum
Pek prim vermem bu özel günlere ben. Ticari kaygıların ürünü olduğunu düşünürüm aslında.
Gerçi  tek taşını kendi alıp da, tek başına kendi takan kadınlardan da değilim.. olanları da sevmiyorum , inandırıcı bulmuyorum çünkü..
Yalnız olmanın, sadece seçildiğinde güzel olduğunu görecek kadar “birlikte” ve “yalnız” olmuşluğum var. Mecbur kalınmış yalnızlıklar can yakar, bunu inkar eden de yalan söylemektedir. ve sevgililer gününde yalnız olmak, kim ne derse desin; seçilmiş bir yalnızlık değildir.
Aşka evliliğime bakışımı irdelemek için bir bahane oldu bugün benim için. Aşkımızın eskiyip eskimediğini düşündüm biraz.Ve tam da bunları düşünürken Can Dündarın konuya dair -sanki beni ve eşimi anlatan- yazısıyla karşılaştım.
Ve sizlerle paylaşıyorum.


  Evlilik, inanmadığım halde içerisinde 17 seneyi bitirdiğim bir kurum benim için. 17 senede (abartmıyorum) 40 çift arkadaşımın son verdiği kurum ayni zamanda da... Evlili ğimin bu kadar uzun sürmesinin gizi belkide kuruma inanmamaktan geçiyor.
Evliliği toplumun dayattığı şekilde yasamamaktan... Nedir bu dayatmalar?
Erkeğin muhakkak kadından yasça büyük olması, eğitim seviyesinin erkeğin lehine ya da en azından eşit olması bunların sadece ikisi...
Olmaz, yürümez diyor toplum... Erkek yasça büyük olmalı ki, kadına 'hot' dediğinde oturmalı kadın... Yâda yumuşatıyorlar;
-Efendim kadın erkekten önce çöktüğü için (hani doğum falan) küçük olmalıymış yaşı...

Eğitimde de böyle... Kadının çok okumuşu bilmiş olurmuş, evde kalmakmış layıkı...

EŞİM BENDEN 2 YAS BÜYÜK; ne 'hot' dememe gerek kaldı 17 senede, ne de benden önce çöktü...

Yıllar içinde ben yaş landıkça o gençleşti,

-'Ooo Can bey kapmışınız çıtı rı' esprilerine muhatap dahi oldum.

EŞİM 3 ÜNİVERSİTE BİTİRDİ; ben bi taneyi 9 senede bitirdim..

Ne o bana bilmişlik tasladı, ne ben ona ezik baktım... Kulağa gelen müzik tekse de, onu oluşturan notalar farklıdır der Halil Cibran...

Bunu unutmadık biz.

Ben konuşurken o dinledi, ben dinlerken o konuştu 17 sen e.

O öfkeliyken ben, ben öfkeliyken o 'haklisin bitanem...' dedik,
Öfke bitip fırtına durulduğunda 'ama bi de böyle düşün' de dedik fikrimizi savunurken.

Farklı insanlar olarak görmedik birbirimizi, ayni amaç içi n savaşan neferlerdik bu hayatta...

Asla bilmedik ne k adar para kazandığımızı, ortak cüzdanımızdan gerektiği kadar aldık..

Ne kadar çalarsa çalsın masanın üstünde telefon, kim bu saatte arayan karşı cins diye sorgulamadık da ama...

Sevginin en büyük dostuydu bizim için 'güven'... Ve güvenin ardına saklanmış bir 'saygı' vardı daima...

Ne kavgalar, ne badireler atlattık 17 senede...

Eee ülkeler neler gördü, biz çekirdek aile mi sütliman yaşayacaktık...

Bir gün öyle bir girdik ki birbirimize, ben ilk kez odamın dışında yattım bi gece, misafir odasında...

Gece yarısı kapı aç ıldı esim;

-'Ne yapıyorsun burada?' diye sordu kapının eşiğinden, 'uyuyorum' dedim buz gibi bi sesle... Gitti, gelmesi 1 dakikasını almıştı elinde yastıkla... 'k ay yana' dedi daracık yatakta. 'ne yapıyorsun?' dediğimde 'benim yerim senin yanın, sen gelmezsen ben gelirim' dedi...

Anladım ki o gece, en uzun kavgamız yat saatine kadar sürecek...

Ve bence doğrusu da bu...

Özen gösterdik o günden sonra, evin her yerinde kavga ettik, yatak odamız hariç.

Kırsak da zaman zaman kalplerimizi, asla kin tutmadık birbirimize...

Toplum kurallarıyla oynasaydık bu oyunu belki de 41 inci çift ol acaktık o listede...

Ama oyunun kurallarını biz koyduk... Nede olsa bizim oyunumuzdu oynanan...

Evlilik; hesapsız içine dalınması gereken bir oyun bence...

Topluma kulaklarını tıkayarak hem de... Ne benim, ne de bizim sözlerimizle...

Sadece gönlünüzden geçtiğince...

Dediği gibi Ataol Behramoğlu'nun;


'...Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:


Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına. Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır. Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insan a...


CAN DÜNDAR

Hayat kısa gelen bir battaniye gibidir.

Yukarı çekersin ayak parmakların isyan eder.

Aşağı çekersin omuzların titrer. Ama yine de, neşeli insanlar dizlerini karınlarına çeker, rahat bir uyku uyumayı başarır...

14.7.2008

ŞİİR MOLASI

BU DÜNYA HANGİMİZİN?


Bırak deli Haydar-bırak be gardaş

Kafayı bozmaya değmez bu dünya

İster hızlı dönsün isterse yavaş

Sen seni üzmeye değmez bu dünya


Fani diyen varsın desin sana ne

Gönül veren gitsin versin sana ne

Haydut vursun hırsız yesin sana ne

Gücenip kızmaya değmez bu dünya


Nerde kan akıtıp kavga verenler

Nerde şimdi sefasını sürenler

Ne götürdü kucağına girenler

Bir yırtık çizmeye değmez bu dünya


Hayaller kur tespih tanesi farzet

Hepsi de senindir otuz üç adet

Bırak kalsın orda hiç çekme zahmet

İpliğe dizmeye değmez bu dünya.


Kulpu yok ki neresinden tutasın

Sana göre lokma değil yutasın

İçine gireni Allah kurtarsın

Üstünde gezmeye değmez bu dünya.


Gel gitme kal desem kalamazsın ki

Ortadan böl desem bölemezsin ki

Git tekrar gel desem gelemezsin ki

Aldanıp azmaya değmez bu dünya


Almak-satmak, tapu-senef nafile

Toplayıp yığdığın servet nafile

Sıla nafiledir, gurbet nafile

Yağmaya tozmaya değmez bu dünya


Sınırlar çizilmiş konulmuş yasak

Beş para etmezdi bizler olmasak

Kısmen göz yaşı kan-kısmen kir pasak

Yıkayıp süzmeye değmez bu dünya


Senin benim ne ki? Küçük mü dar mı?

Hani kimin dostu, kimseye yâr mı?

İnsan öldürmenin manası var mı?

Karınca ezmeye değmez bu dünya


Misafirsin, misafirlik suç değil,

Bakacaksan uzaktan bak, güç değil

Eti yenmez, koyun değil koç değil

Derisin yüzmeye değmez bu dünya


Kabuktur, manayı unutturmasın

Babayı, anayı unutturmasın

Boş hayal mevlâ'yı unutturmasın

Tırnakla kazmaya değmez bu dünya


Arkası karanlık, önü karanlık

Yarını karanlık, dünü karanlık

Kendine çağırır seni karanlık

Bir küçük hüzmeye değmez bu dünya


Cazibesi özelliği yok demem

Nakış nakış güzelliği yok demem

İki günde kaçar gider.. çok demem

Anlayıp sezmeye değmez bu dünya


Unutma ki yolcu yolunda gerek

Yolcunun azığı belinde gerek

İnsanlar insanlık hâlinde gerek

Mest olup sızmaya değmez bu dünya


Bilesin ha canım Haydar bilesin

Seni bekler soğuk mezar bilesin

Ebediyet ötede var bilesin

Tek satır yazmaya değmez bu dünya.

                                           ABDURRAHİM KARAKOÇ

Arkadaşlarım



Adınızı Didikleyelim:



POWERTÜRK Dinlemek İçin 'Yürüt' Tuşuna Basınız

Kişisel web sitesi